500 YILLIK MÜZİKLE TEDAVİ MERKEZİ
SULTAN II. BEYAZİD KÜLLİYESİ YALIN MİMARİSİ, İYİ TAŞ İŞÇİLİĞİ, SÜKUNETİYLE İNSANI KENDİSİNE ÇEKİVERİYOR… 100’ÜN ÜZERİNDEKİ İRİLİ UFAKLI KUBBE DE KÜLLİYEYE MİSTİK BİR GÖRÜNÜM KAZANDIRIYOR. KÜLLİYENİN DARÜŞŞİFA BÖLÜMÜNE GİRDİĞİNİZDEYSE, UZAKTAN GELEN MÜZİK VE SU SESİ ADETA HUZURA DAVET EDİYOR… 400 YIL BOYUNCA TEMEL TIP BİLİMLERİNİN ÖĞRETİLDİĞİ BİR ÜNİVERSİTE OLAN KÜLLİYE, BUGÜN GÖRÜLMEYE DEĞER ÖDÜLLÜ BİR MÜZE…

500 YILLIK MÜZİKLE TEDAVİ MERKEZİ

Edirne’de Tunca Nehri kenarında, mimarlık tarihimizin en görkemli yapılarından biri olan Sultan II. Bayezid Külliyesi yer alıyor. Osmanlı’nın ikinci başkenti Edirne’nin önemli mimari örnekleri arasında yer alan yapı, ilk bakışta insanın gözünü okşayan bir mimariye sahip. Son derece başarılı taş işçiliğiyle dikkat çeken yapı, camisi, imareti, tabhanesi (misafirhane), köprüsü, medresesi ve şifahanesi ile birbirini tamamlayan yapılardan oluşuyor. 100’ün üzerinde irili ufaklı kubbe külliyeye mistik bir görünüm kazandırıyor. Sultan II. Bayezid Külliyesi’nin yapımına Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Sultan II. Bayezid tarafından 1484’de başlanır. 4 yıl gibi kısa sürede bitirilen külliyenin mimarının kim olduğuna dair farklı görüşler var. Yaygın görüş tarihi belgelerle güçlendirilmemiş olsa da Mimar Hayrettin olduğu yönünde. Bazı araştırmacılar ise Yakup Şah Bin Sultan Şah olduğunu ileri sürüyor. Külliyenin kuruluş amacı, dönemin en önemli şehirlerinden Edirne’yi bir darüşşifaya yani hastaneye kavuşturmak. Yüzyıllar boyunca bu külliyede tıp öğrencileri yetiştirilir, hastalara şifa dağıtılır, fakir fukara doyurulur. Külliyenin İslam aleminin en saf ve yalın anlatımlı camilerinden biri olarak kabul edilen camisi önemli bir ibadet yeri olur, mumhanesinde Edirne’yi aydınlatıcı mumlar dökülür ve tabhanelerinde ise misafirler ağırlanır.

Daikin Türkiye
Web Tasarım IDS