DÜĞÜNLERİN EN GÜZELİ: ŞEB-İ ARÛZ
SEVGİNİN VE İRFANIN KAYNAĞI MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ BİR PAZAR GÜNÜ, EBEDİYET ALEMİNE GÜNEŞ GİBİ DOĞDU. YAŞAMI BOYUNCA, SEVGİ TOHUMLARINI DÜNYAYA ARMAĞAN ETTİ. MEVLEVİLER İSE BU “AŞK PEYGAMBERİ”NİN ÖLÜMÜNÜ AŞIĞIN SEVGİLİYE KAVUŞMASI OLARAK YORUMLADILAR VE MEVLANA’NIN ÖLDÜĞÜ GÜNE (17 ARALIK) “ŞEB-İ ARÛZ” BİR DİĞER ADIYLA “DÜĞÜN GECESİ” ADINI VERDİLER.

DÜĞÜNLERİN EN GÜZELİ: ŞEB-İ ARÛZ

Yaklaşık 8 asırdır (741 yıldır) her sene aralık ayında “Mevlana Vuslat Yıldönümleri” gerçekleşiyor. Mevlana’nın ruhu, dünyanın dört bir köşesinden gelen insanlarla, Konya’da şad ediliyor. Peki, tüm dünyayı etkisi altına alan irfan kaynağı Mevlana kimdir? Nasıl bir felsefe miras bırakmıştır ki; yüzlerce yıl geçmesine rağmen hala sevgiyle ve minnetle hatırlanır? MS 1207’de Horosan’ın Belh şehrinde dünyaya gelmişti. Babası; ‘Alimler Sultanı’ demek olan Sultanu’l Ulema Muhammed Behauddin Veled, annesi Harzemşahlar sülalesiden Mü’mine Hatun’du.

Mevlana’nın gözünü açtığı o yıllarda tüm Türkistan şehirleri gibi, Harzemşahlar Devleti’nin başşehiri olan Belh de Moğol saldırılarının tehdidi altındaydı. Belh’e yönelik Moğol saldırıları sürerken; her gün bir şehrin ya da bir kasabanın işgal edildiği haberi geliyordu. Halk korku ve panik içinde ‘Diyar-ı Rum’a yani Anadolu’ya akın ediyordu.

Sultan’ul Ulema da MS 1211’de yakınlarını ve talebelerini yanına alarak 300 kişilik bir kafile halinde Belh’den ayrıldı. Niyeti Nişabur üzerinden Mekke ve Medine’ye gitmekti. Mevlana Celaleddin-i Rumi bu yıllar süren yolculuk sonrası, Erzincan ve Karaman’da yıllarca ikamet etti. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın daveti üzerine 1227’de Konya’ya yerleşti. Göç kervanına katıldığında 4 yaşındaydı; Konya’ya yerleştiğinde ise 21 yaşında evli genç bir alimdi.

MEVLANA FELSEFESİ

Seyahati boyunca en yakınında babası, diğer alimler ve tecrübeleri ona çok şey öğretmişti. Elbette Moğol istilasının tahribatı da felsefesini büyüten etkenler arasındaydı. Ancak hayatına yön veren en önemli isim kuşkusuz Şems Tebrizi idi. Büyük bir alimdi Şems, ona Allah’a giden yolun akıl ve ilimden değil marifet ve muhabbetten geçtiğini öğütlemişti. Mevlana, Şems ile tanıştıktan sonra büyük bir değişikliğe uğradı ve bütün düşüncesini sevgi temeli üzerine oturttu. Yaşadığı müddetçe Allah’ın yarattıklarını sevmek gerektiğini öğütledi. Bir sevgi ve merhamet denizi oldu, bütün varlıklara kol kanat gerdi. Onun sevgisi evrenseldi, ırk, din, dil ayrımı yapmadan tüm insanları kucakladı; felsefesi ise şu şiiri üzerine temellendi: “Gel, gel, ne olursan ol yine gel, / İster kafir, ister mecusi, / İster puta tapan ol yine gel, / Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, / Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel... / Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,/ Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz...”

Mevlana felsefesinin temelinde tasavvuf aşkı vardır. Allah’a ulaşmak için gerekli olan en önemli şey de Allah aşkıdır. Bu doğrultuda tasavvuf inancını sadece bir nazariye olarak benimsemedi, günlük hayatına da mâl etti. Üzerine titrediği başka bir konu da “kadın”dı. “Sizler kadının kapanmasını istedikçe, herkeste onu görme isteğini kamçılamış olursunuz. Bir erkek gibi, bir kadının da yüreği iyiyse, sen hangi yasağı uygulasan da o iyilik yoluna gidecektir. Yüreğin kötüyse, ne yaparsan yap, onu hiçbir şekilde etkileyemezsin” diyerek erkekle eşit olduğunu savundu. Evrensel sevgi felsefesi sayesinde Müslüman, Yahudi, Hıristiyan, Rum, Ermeni...

Herkes onun öğrencisi oldu. Çünkü o, tüm dinleri bir görüyor; dinler arası ayrılığın Allah ile bağdaşmayacağını düşünüyordu. Asıl mesele insandı ve dinler, felsefeler ve ahlak sistemleri insanı daha mutlu, daha değerli yapma yolundaki vasıtalardı! Ona göre tüm insanlar, yalnızca Allah’ın bir görüntüsüydü. Yaşadığı süre boyunca fitneden uzak, huzur ve kıvanç içinde yaşadı. Dostları onun cemalinin nurunda pervane oldular. Ansızın hastalanarak yatağa düştü ve 17 Aralık 1273’te göçmesiyle, felsefesi tüm dünyaya ulaştı. Geçen asırlar boyunca mezarı hiç boş kalmadı. Mevlana yaşamı boyunca olduğu gibi, vefatından sonra da insanların gönül penceresinde bir çiçek gibi açtı.

Daikin Türkiye
Web Tasarım IDS