İşim Olmadan Asla
Hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde yaptığımız işten sıkılıyoruz. Masamızı, üzerinde yığılı dosyalarla birlikte bırakıp kaçmak şahane bir fikirmiş gibi geliyor. Bu bırakıp gitme arzusu bazen öyle delicesine büyüyor ki, sadece işi değil şehri bile terk ederek hayatımıza sessiz sakin bir kasabada devam etmeyi tek hayalimiz haline getiriyoruz.

İşim Olmadan Asla

Her şeyi bir kenara bırakıp, daha sakin bir yaşamı seçme isteği özellikle yoğun çalışanların aklının bir köşesinde döner durur. Bu şekilde düşünen birkaç arkadaşımız da varsa eğer, buluşmalarımızın en önemli konusunu iş hayatına dair şikayetler oluşturuyor. Fakat tüm bu yakınmalara rağmen, iş hayatına tamamen sırtını dönenlerin sayısı parmakla gösterilebilecek kadar az.

Peki, neden çalışıyoruz?

Cevabı basit gibi görünüyor; paraya ihtiyacımız var. Oysa çalışma sebebimizi sadece maddi ihtiyaçlarımız oluşturmuyor. Çalışma yaşamı üzerine yapılan birçok istatistiksel çalışmanın verileri ofislere sadece para kazanmak için gitmediğimizi, çok farklı manevi ihtiyaçlarımızı da tatmin etmek için orada olduğumuzu ortaya koyuyor. Kendimize çalışma nedenimizi sorduğumuzda, dışarıdaki gürültüye kulağımızı kapayarak, sadece içimizdeki sese kulak verdiğimizde tek sebebin para olmadığını görebiliriz. Mesela, takdir görmeyi istiyor olabiliriz ya da sosyal statü ve unvan bizim için önemli olabilir. Konuyla ilgili olarak 2009 yılında McKinsey Quarterly tarafından bin 50 çalışan arasında yapılan anketin sonuçlarına göre iş yaşamındaki motivasyonu parasal kazanımlar kadar manevi kazanımlar oluşturuyor. Üst yöneticinin takdiri, sorumluluk üstlenme, kuruma aidiyet gibi başlıklar parasal kazanımların bile önüne geçebiliyor. Ne kadar şikayetçi olsak da çalışmadan, üretmeden bir eksiğiz sanki. Madem çalışmadan olmuyor, o zaman bizi sıkan, iş hayatımızı tatsızlaştıran detayların peşine düşmeli belki de.

Daikin Türkiye
Web Tasarım IDS